Kûn&İkra...OL ve OKU (B'ölüm -0- )

OKU! (ikra) ….

“Kendini bu kadar çabuk ve net eylemselleştiren başka bir kelime var mıdır acaba?” OKU’yu okuduğunda işaret ettiği anlamı çoktan gerçekleştirmiş oluyorsun…

๑۩۞۩๑๑۩۞۩๑๑۩۞۩๑ Bölüm -0- ๑۩۞۩๑๑۩۞۩๑๑۩۞۩๑

Gözlerini kırpıştırarak açtı güneş yüzünden. Elini yüzüne siper ederek doğruldu; yüzüne düşen gölgenin kuytusunda “perde”yi geçirdi aklından. Yine,” yeni” bir gün başlayıvermişti işte.” Bu hep böyle mi olur? Yani her şey birden bire başlayıverir ve hopp işte bu başlangıcın bir yerlerinde buluverirsin kendini?” ,diye düşündü. Yüzünü önce buruşturup, kaşınan burnunu sağa sola oynattı ; ardından dağılmış kızıla çalan saçlarını el alışkanlığı ile düzeltmeye çalışıp yatarken bile yanından ayırmadığı hafıza dolabını açtı zihninde. Her şeyi yazan kalemi canlandırdı ve kırmızı not defterine günün ilk düşüncesini yazmaya koyuldu; “bu hep böyle mi olur yani..”


*********** **** ๑۩۞۩๑ *************

OKU’yucular için açıklamalıyım ki; Sercan “farklı” bir dünyada yaşayan “farklı” birisiydi. Bu dünyanın en büyük özelliği ise orada hiç “somut” bir şeyin olmaması. Her şey ama her şey; ‘her şey ama her şey’in hafızanızda bıraktığı iz kadar… Üstelik Fazlası ya da eksiği olmadan... Dilerseniz bunu biraz daha anlaşılır kılalım; sizin dünyanızda “Kalem “ dendiğinde aklınızda irili ufaklı, büyüklü küçüklü, çeşitli nitelik, belirteç taşıyan kalemlerden biri ya da birkaçı canlanıverecektir. Örneğin; son derece zarif bir dolmakalem mesela; parlak siyahını hissedip kavrayarak tuttuğunuz, gümüş tokalı, ucu kağıdın üzerinde yağ gibi kayan..Nasıl ? Dolmakalemi hayal edebiliyorsunuz değil mi İşte tam olarak bundan söz ediyorum; Sercan’ın yaşadığı dünya o kalemi canlandırdığınız yer. İzlenimlerinizi depoladığınız, hayal kurduğunuz, düşlediğiniz, zaman zaman anımsamak için kişisel hafıza dolabınızdan çeşitli “şey”leri çağırdığınız, uydurduğunuz, zaman zaman da rüyalarınızda bulunduğunuz yer. Adına pek çok isim verilen bu yer-şimdi benim aklımda değil tüm bu isimler-Sercan’ın yaşadığı dünya. Bu dünyayı aslında hepiniz bir şekilde biliyor,tanıyorsunuz..Hatta tam olarak kendiniz kadar diyebileceğim bir şekilde biliyorsunuz üstelik, çünkü henüz farkın da olmasanız da siz de o dünyadan geliyorsunuz. Ben bu dünyaya “anlamlar dünyası” diyorum. Ah bu arada kendimi tanıtmayı unuttum, sizde nasıl diyorlar, “heyecandan”. Ben; bu kitabım. Evet; şu an satırlarında gözlerini gezdirdiğin kitabım elbet. Mademki bu; beni kesinlikle ilgilendiren bir macera, bunu sana ancak ben anlatabilirim değil mi? Yine de geveze olduğumu düşünmeni istemem. Sadece Sercan’ın yaşadığı macera süresince gerektiği kadar, gerektiği gibi karışacağım söze, hepsi bu. Bir nevi rehberlik ve tercümanlık yapacağım.

๑۩۞۩๑ (Arkası yarın..) ๑۩۞۩๑๑۩۞۩๑๑۩۞۩๑๑۩۞۩๑๑۩۞۩๑๑۩۞۩๑๑۩۞۩๑๑۩۞۩๑๑۩۞۩

9 yorum:

Adsız dedi ki...

Serhatmi bizim dunyamiza misafir bizmi ona

Adsız dedi ki...

Serhat Sercanin ikinci adi

gunesener dedi ki...

Serhatmi bizim dunyamiza misafir bizmi ona
denmiş.Aslında bu dünyada hepimiz birbirimize misafir değilmiyiz? ;)

Adsız dedi ki...

"Siz insanlar; bildiğiniz şeylerin esirisinizdir. Oysa bilgeliğin yolu, bildiğin şeylerin esaretinden kurtulduğunda başlar."


esaret nedir?

Adsız dedi ki...

esaret distan degil icten ozgurlugun tadini doya doya yasamadir Esir ettigini dusunenle gectigin dalgadir

Adsız dedi ki...

esaret esir olanin degil esir yapmak isteyenin acizligidir esaret butun onaylamalara savas acmanin ilk adimidir esir alanin kontrol etme onaylama istegidir esir alanin korkusudur bu esir alinanin degil

Adsız dedi ki...

peki misafiri anladikda biz simdi kitabi okuyup Sercanimi kesfedelim yoksa Sercani okuyup kitabi mi

Es-Dantevar dedi ki...

Bence sadece şu adsız yazarların yorumlarını okuyalım..ne gerek var kitabı okumaya..dimi ama..

Ahmet Ali..(güneş abinin sevdiği ögrencisi...) dedi ki...

hem onu okuyalım hemde kıtabı okurken aslında kendimizdende birşeyler bulacağız bunu hıssediyorum.. gizemli ve sıradışı bır kıtap...